|
SON DAKİKA
Ucuz Elektrik Nasıl Kullanılır ?
Gazeteciler Sıra Gecesinde
Şanlıurfa Turizm'i İçin Bir Araya…
Urfa'da Hizmet İçin Varım
Urfa ve Büyük Düşünmek!
Osman GÜZELGÖZ guzelgozbasin@gmail.com
Hayatı ve dünyayı, hayalleri, idealleri, vizyonu olan; büyük düşünen, cesur ve aksiyoner insanlar anlamlandırır. İnsanın ve memleketlerin yaşamını bu öncüler yönlendirir, renklendirir ve ahenkli kılar. Büyük düşünenler lokomotif olduğunda menzile varılabilir, maksuda erişilebilir. Problemleri vizyon sahibi idealist insanlar çözebilir. Kervanı akabelerden aksiyoner ve cesur insanlar geçirebilir. Sabırlı olmayı öğrenen ve öğretenler insanları badirelerden atlatır, feraha çıkarabilir. Adaleti ve kalkınmayı bu insanların çoğunlukta olduğu kadrolar temin ve tesis edebilir. Eğer aranızda büyük düşünen insanlar yoksa veya var da siz bu insanları öne çıkaramıyorsanız işiniz zordur. Sabırlı, cesur, idealist ve samimi olmayı hayatının esası kabul etmiş ve ettirmiş insan sayısı yeterli değilse, olanlar da hak ettikleri gibi değerlendirilemiyorsa; ilerlemeniz, hedefinize ulaşmanız, zenginliklerinizi ve kaynaklarınızı, güzellik ve imkânlarınızı değerlendirmeniz çok zordur. Patinaj yapmanız, hedefinize ulaşamıyor olmanız, eksikliklerinizi giderememeniz bundandır. Bu girişten sonra şimdi gelin Urfa’mıza bir kere daha bakalım ve bu pencereden sızan ışıkla memleketimizi bir kere daha geleceğin terazisinde tartalım: Nedir sizce Urfa’nın en önemli eksiği ve ihtiyacı? Nedir bizi eteklerimizden tutan ve ileriye gitmemize engel olan asıl sebep? Nedir kolektif şuurun bizde yeteri kadar gelişmemesinin gerçek nedeni? Nedir eğitimde, sağlıkta, kültürde, tarımda, kentleşmede, modernleşmede, insan kaynaklarında, ticarette, ihracatta, üretimde, sanayide sahip olduğumuzdan ve olmamız gereken çizgiden bizi geri bırakan gerçekler? Neden etkili bir sivil toplum yapılanması oluşturamıyoruz? Yerel medyamızın dağınıklığı ve hak ettiği çizgide olamaması nedendir? Neden hala kan davaları, kadınlara yaptığımız zulümler, çocuklarımızın eğitim ve sağlık alanlarındaki çaresizlikleri ile anılıyoruz? Neden bu şehrin ulusal ve evrensel markası, markaları çok ama çok az? Gelebilme ihtimali olanların sadece onda biri geldi diye neden turizm patlaması türküleri söylüyor ve çiğköfte leğenini tepemizde taşıyarak, sulandırılmış sözde sıra gecelerinde kendimizi avutuyoruz? Neden kitabi dinlerin atası olan Hz. İbrahim’in memleketi olduğumuzu evrensel mecralara taşıyamadık?Neden dinler arası diyalogun merkezi oluşumuzu komşumuz Mardin’e kaptırdık? Neden doğal bir film platosu olan şehrimizde yeteri kadar dizi ve film çekilemiyor? Bu kutsal ve evrensel şehrin halledilmeyi bekleyen onlarca meselesi varken, neden kişisel heves ve beklentilerimizi, inat ve çekememezliklerimizi mesele ederek zaman kaybediyoruz? “Ben” ve “ego” kavramları neden kulağımıza hala hoş geliyor? Demokrat ve özgür bir birey olabilmenin başka, bireysel, kişisel (bencilce) davranmanın daha başka hususlar olduğunu ne zaman idrak edebileceğiz? Neden “önce Urfalı, sonra her neysek o!” olamıyoruz? Neden! Neden! Neden! Çünkü büyük düşünemiyoruz. Çünkü azla yetiniyoruz. Çünkü zorluğa gelemiyoruz. Çünkü azimle hırsı birbirine karıştırıyoruz. Çünkü vizyonumuzun ne olması gerektiğini bilmiyoruz. Çünkü karamsarız. Çünkü korkağız. Çünkü elimizi taşın altına koyarken aklımızda bin bir soru ve endişe var. Çünkü cesur ve aksiyoner olanlarımızı değil, bencil ve küçük düşünenleri alkışlamışız yıllardır. Çünkü sahip olduğumuz zenginliklerin ve üzerinde oturduğumuz varlığın, kaynakların bilincinde değiliz. Çünkü kendimize ve birbirimize karşı dürüst değiliz. Oysa bu ülkeyi artık büyük düşünen, idealist, vizyoner, cesur, yürekleri sevgiyle, samimiyetle sımsıcak çarpan, akılları bu memleket için çözüm üretebilen, sadece ellerini değil, kafalarını ve gövdelerini de bu memleket için taşın altına koymuş, gecesini gündüzüne katarak insanımızın mutluluğu için çalışan, her zorluğa rağmen ümidini asla yitirmeyen, vefalı, dürüst, namuslu, gayretli bir kadro yönetiyor. Bu kadronun çok değil birkaç yıl içerisinde adaleti ve kalkınmayı nasıl hayatımızın merkezi yaptıklarını, bütün dünyanın, özellikle de kendi coğrafyamızın takdirle alkışladığı büyük bir değişim ve dönüşümü nasıl gerçekleştirdiklerini neden göremiyoruz? Neden bundan gereken dersi çıkaramıyoruz? Evet, bu soruların cevabını birlikte arayalım. İsterseniz Abdürrahim Karakoç eşlik etsin bize bu cevapları ararken: Omuzumuzda Urfa sevdasının yükü, yollarda kendimizi arayalım. Beste beste, türkü türkü tellerde memleketimizin geleceğini arayalım. Girelim yeşilden sarıya, soralım ölüye diriye, çiçeği verip arıya ballarda bizi, varlığımızı arayalım. Ulaşmak için rahmete, Urfa’mız için katlanalım zahmete, karışıp söze sohbete dillerde zenginliklerimizi arayalım. Geleceğimiz bu soruların ve arayışımızın samimi sonuçları ile şekillenecek, unutmayalım. Ne olur artık büyük düşünelim. Ülkemiz, memleketimiz ve insanımız için büyük düşünelim. Büyük düşünen idealist, vizyoner, sabırlı ama cesur yürekleri gönlümüzle, benliğimizle, aklımızla ve sonunda ellerimizle alkışlayalım. Alkışlayalım ki Urfa hedeflerine büyük düşünenlerle yürüyen gerçekten büyük bir şehir olabilsin. Bu makale 1022 kez okundu Yükleniyor...
|